CERRAHİ GİRİŞİMLER
LAPAROSKOPİ
Laparoskopi (yanlış olarak laporoskopi de denilmektedir), karın boşluğuna kamera yardımıyla bakılmasını sağlayan bir endoskopi türüdür. Göbek deliğinden açılan küçük bir delikten karın boşluğuna ilerletilen kamera sayesinde tüm karın içi organları izlenebilir. Bu nedenle laparoskopi sadece kadın hastalıkları tedavisinde değil, genel cerrahi, üroloji gibi birçok branşta da yaygın kullanılan bir cerrahi tekniktir.
 
Laparoskopi hangi durumlarda yapılır?
Günümüzde sosyal hayatta daha aktif rol üstlenmeleri nedeniyle kadınlarımız uygulanacak cerrahiler sonrası uzun süre hastanede kalmak, iyileşmek için haftalarca beklemek istememektedirler. Ayrıca kozmetik beklentilerin son derece yüksek seviyeye ulaştığı hayatımızda kadınlarımız ameliyat sonrası karınlarında kocaman izlerle yaşamak da istememektedirler. Tüm bu nedenlerle laparoskopik cerrahi günümüzde en yaygın tercih edilen operasyon tekniğidir.
 
Artık laparoskopik cerrahi günümüzde tüm jinekolojik patolojilerin tedavisinde uygulanabilmektedir. Kanser tedavilerinden, idrar kaçırma operasyonlarına, üreme sağlığı ile ilgili myom, yumurtalık kistleri, tüp hastalıkları gibi hastalıklardan dış gebelik gibi durumlara kadar birçok kadın hastalıklarına laparoskopik teknik ile müdahale edebilmek mümkündür.
 
Laparoskopi nasıl uygulanır?
Laparoskopik cerrahi genel anestezi altında uygulanmalıdır. Donanımlı ameliyathaneler, tecrübeli ekiplerce uygulanması gereken bu cerrahi teknik yüksek düzeyde teknolojik altyapı gerektirmektedir.
 
Laparoskopik cerrahide göbek çukuruna açılan bir santimetrelik delikten sokulan özel kanüller ile karın içi boşluğu karbondioksit gazı ile şişirilir. Ardından ilerletilen teleskop ile tüm karın içi organları izlenebilir. Cerrahın tercihine ve hastalığın durumuna göre kasık bölgesine açılan iki ya da üç adet yarım santimetrelik delik içinden ilerletilen cerrahi enstrumanlar ile operasyon uygulanır.
 
Laparoskopinin avantajları nelerdir?
Laparoskopik cerrahinin en önemli avantajları, açık ameliyatlardan sonra gelişebilen enfeksiyon riskinin en aza indirilmesi ve çok daha kısa sürede iyileşme sağlanmasıdır. Günümüzde laparoskopik cerrahi sonrası hastalarımız çoğu zaman aynı gün taburcu edilmektedir. Toplam iyileşme süresi, yapılan cerrahiye bağlı olarak değişmekle birlikte, 3–5 gün arasındadır. Ardından hastalarımız sosyal hayatlarına ameliyat olmamışçasına dönebilmektedirler. Laparoskopik teknik sırasında karın cildinde kesi olmadığı, sadece küçük delikler açıldığı için ameliyat sonrası çok daha az ağrı olur. Cerrahi sonrası ağrılar, ağrı kesiciler ile kolayca kontrol edilebilir düzeydedir. Ayrıca bu deliklerin kusursuz iyileşmesi sonucu kozmetik sonuçlar da mükemmeldir, hastalar kocaman ameliyat izleri ile yaşamak zorunda kalmaz. Ayrıca kullanılan özel kameralar sayesinde birçok hastalıkta ameliyat sırasında cerrahın görüş sahası açık ameliyatlara göre daha iyi olmakta ve operasyon daha güvenli yapılmaktadır.
 
Laparoskopinin riskleri nelerdir?
Her cerrahi prosedürde olduğu gibi laparoskopinin de bazı riskleri mevcuttur. Operasyonun riskleri özellikle laparoskopinin yapılma nedeni olan hastalıkla yakından ilişkilidir. Tüp bağlama, yumurtalık kisti gibi operasyonlar sırasında riskler son derece düşükken, kanser ameliyatları, genital abse ve ilerlemiş evre endometriozis cerrahilerinde daha yüksek risk mevcuttur. Laparoskopik cerrahi sırasında açık ameliyatlarda görülebilecek tüm komplikasyonlar görülebilmektedir. Ancak uygun önlemler alındığında, tecrübeli ekiplerde bu tür komplikasyonların görülme sıklığı son derece nadirdir.
 
HİSTEROSKOPİ
Jinekoloji pratiğinde uygulanan bir endoskopik cerrahi olan histeroskopi, vajina, rahim ağzı ve rahim hastalıklarının tanısının konulması ya da tedavisinin uygulanması amacı ile çeşitli optik enstrumanlar ile kadın genital organlarının direkt olarak gözlenmesidir. Histeroskopik cerrahi için çapları 2-9 milimetrearasında değişebilen teleskoplar kullanılmaktadır. Bu teleskopların içinde yer alan optik lensler ile teleskop arkasına takılan ışık kaynağı ve özel kameralar sayesinde organların iç yüzeylerinden elde edilen görüntüler monitöre yansıtılabilmektedir. Bu cerrahi teknik sayesinde hastanın karnında herhangi bir kesi yapılmadan, vajinal yoldan rahime ulaşılarak, birçok hastalığın tedavi edilebilmesi sağlanmaktadır.
 
Histeroskopi hangi durumlarda yapılır?
Tanı amacıyla uygulanan histeroskopik cerrrahi, özellikle ultrason ve rahim filmi ile rahim içyapısının net değerlendirilemediği hastalarda, tekrarlayan tüp bebek tedavisi başarısızlıklarında, tekrarlayan düşüklerde ve vajinal kanama düzensizliklerinde kullanılabilmektedir.
 
Tanı amacı dışında histeroskopi cerrahi tedavi amacıyla da kullanılabilmektedir. Özellikle rahim iç duvarından kaynaklanan hastalıklarının tedavisinde tek seçenek histeroskopik cerrahidir. Vajinal kanama şikayetine yol açabilen myom, polip gibi patolojilerde ve düşük nedeni olabilen yapışıklıklar ile rahim anomalilerinin düzeltilmesinde histeroskopik cerrahi kullanılabimektedir.
 
Histeroskopinin avantajları nelerdir?
Histerokopik cerrahinin en önemli avantajları hastanede yatmayı gerektirmemesidir. Günübirlik cerrahi olarak adlandırılan ve düşük risk grubundaki ameliyatlardan olan histeroskopik cerrahi sonrasında hastalar, 1–2 saatlik süre içerisinde normal sosyal hayatına geri dönmektedir. Ayrıca histeroskopik cerrahi uygulamalarında karında kesi olmadığı için cerrahi sonrası ağrı görülmemektedir. Hastada cerrahi sonrası hiçbir iz kalmadan iyileşme gözlenir, kozmetik sonuçları kusursuzdur. Günümüzde bu cerrahi teknik sayesinde birçok hastada rahim alma (histerektomi) ameliyatı uygulanmadan tedavi şansı doğmuştur.
 
Histeroskopik cerrahi mevcut hastalığa ve yapılacak cerrahinin özelliğine göre genel anestezi altında ya da lokal anestezi ile uygulanabilir. Hastanın daha önce doğum yapmamış hastalarda, uzun sürebileceği düşünülen vakalarda genellikle genel anestezi tercih edilmektedir. Ancak bu vakalarda bile uygulanan genel anestezi yüzeyel ve güvenli bir anestezidir.
 
Ofis histeroskopi nedir?
Histeroskopik cerrahi başlıca şu şekilde sınıflandırılmaktadır:
1. Ofis Histeroskopi
2. Operatif Histeroskopi
 
Ofis histeroskopi, rahim içinin çok ince (genellikle 5 mm ve altında) özel bir teleskop ile görüntülenmesini sağlayan bir histeroskopi yöntemidir. Bu ince çaplı teleskoplar sayesinde işlem sırasında rahim ağzı geçilirken ağrı oluşmamaktadır. Ekibimiz ofis histeroskopi işlemi sırasında spekulum (jinekolojik muayene aleti) uygulanmamaktadır. Bu sayede hastalarımız hiçbir rahatsızlık hissetmeden prosedür tamamlanabilmektedir. Ofis histeroskopi için kullanılan diğer yaygın isimlendirilmeler “diagnostik histeroskopi” ve “tanısal histeroskopi” şeklindedir.
 
Ofis (diagnostik) histeroskopide rahim içi boşluğu şişirilerek rahim içi duvarları gözlenir. Bazen karbondioksit gazı ile, çoğunlukla da özel sıvılar ile uygulanmakta olan rahim boşluğunun şişirilme işleminde amaç rahim içindeki patolojilerin gözlenerek tanınabilir olmasının sağlanmasıdır. Rahim içinde yerleşimli polip, myom, rahim içi yapışıklıklar (adezyon ya da asherman sendromu da denilmektedir), doğumsal rahim anormallikleri (uterin septum gibi) gibi hastalıklar kamera sayesinde direk gözlenerek tanı kesinleştirilir. Bazen tekrarlayan tüp bebek tedavi başarısızları sonrası, tekrarlayan gebelik kayıpları (düşükler veya erken doğumlar) sonrasında ve düzensiz vajinal kanamaların tanısında ofis (tanısal) histeroskopi uygulanabilmektedir.
 
Operatif histeroskopi nedir?
Histeroskopik cerrahi başlıca şu şekilde sınıflandırılmaktadır:
1. Ofis Histeroskopi
2. Operatif Histeroskopi
 
Operatif histeroskopide kullanılan teleskopların çapı ofis (tanısal) histeroskopide kullanılanlara göre daha geniştirler. Bu teleskopların içindeki özel kanallardan operasyonda kesme amacıyla kullanılacak makas veya iğne, dokuları tutma amacıyla kullanılacak forseps gibi araçlarının geçmesine izin verecek şekilde tasarlanmış cihazlar ile uygulanmaktadır. Bu cerrahi teknikte amaç rahim içinde saptanan hastalıkların düzeltilmesidir. Operatif histeroskopi sayesinde rahim içi myomlar ve polipler çıkarılabilir, rahim içi yapışıklıklar (adezyon ya da asherman sendromu da denilmektedir) ve doğumsal rahim içi anomalileri (uterin septum gibi) gibi hastalıklar düzeltilebilir. Operatif histeroskopi ayrıca rahim içinde kalan veya parçalanan spirallerin rahim dışına çıkarılmaları için uygulanabilmektedir.
 
Histeroskopik cerrahi gerektiren vakalarının bir kısmında “rezektoskop” adı verilen daha büyük çaplı enstrumanlar kullanılmaktadır. Rezektoskop kullanımı sırasında genellikle rahim ağzının genişletilmesi (dilatasyon) gerektirmektedir. Ekibimizce uygulanan operatif histeroskopi işlemlerinde “rezektoskop” kullanım oranı çok düşüktür. Birçok vaka çok daha ince ve rahim ağzının genişletilmesine ihtiyaç duyulmayan “bettocchi” tipi histeroskop ile uygulanabilmektedir. Ayrıca hastalarımıza spekulum uygulanmamakta, bu sayede hastalarımıza minimal rahatsızlık hissettirerek prosedür tamamlayabilmekteyiz.
 
Histeroskopinin riskleri nelerdir?
Her cerrahi prosedürde olduğu gibi histeroskopinin de bazı riskleri mevcuttur. Operasyon sırasında gelişebilecek kanam ve rahim delinmesi (uterin perforasyon), operasyon sonrası oluşabilecek enfeksiyon histeroskopinin başlıca riskleridir. Fakat tecrübeli ekiplerde bu tür komplikasyonların görülme sıklığı son derece nadirdir.
 
ROBOTİK CERRAHİ
Da Vinci Robotik Cerrahi sistemi geçtiğimiz yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde başlayarak tüm dünyada hızla uygulanmaya geçen yeni sayılabilecek bir tekniktir. Ülkemizde de birçok hastane bünyesinde yapılabilen robotik cerrahi ameliyatlarında, laparoskopik cerrahide olduğu gibi karın cildine açılan küçük kesilerden karın içine ilerletilen teleskop ve cerrahi enstrumanlar ile birçok jinekolojik hastalığın düzeltilebilmesi mümkün olabilmektedir. Özellikle yoğun karın içi yapışıklıklara neden olan olduğu endometriozis, genital abse ve kanser cerrahilerinde robotik cerrahi önemli avantajlar sağlamaktadır.
 
Da Vinci Robotik Cerrahi tekniğinde robot cihazının enstrumanları hastaya uygulandıktan sonra cerrah özel bir konsoldan operasyonu sürdürebilmektedir. Cerrahın farklı bir odadan, hatta şehirden bile yönetebildiği robot sayesinde cerrah hastaya dokunmadan operasyon tamamlanabilmektedir. Bu tekniğin sunmakta olduğu en önemli avantajlar görüntünün üç boyutlu olarak ekrana yansıması ve cerrahın el titremelerinin robot sayesinde minimuma indirgenmesidir.
 
Da Vinci Robotik Cerrahi, laparoskopik tekniğe benzer şekilde daha kısa hastanedekalış süresi, hızlı ve ağrısız iyileşme, daha iyi kozmetik sonuçlar sağlamaktadır. Ülkemizde henüz istenilen maliyetlere düşmemesine rağmen robotik cerrahi hızla yaygınlaşmaktadır.
 
VAJİNAL OPERASYONLAR
Vajinal operasyonlar genellikle hızlı iyileşme sürecini beraberinde getiren prosedürlerdir. Günümüzde idrar kaçırması, genital organ sarkmaları, rahim ağzı ve vajina patolojileri, cinsel fonksiyon bozuklukları ve vajinal estetiği nedenleri ile birçok vajinal cerrahi prosedür uygulanmaktadır.
 
İdrar kaçırmaları yaşlanmanın normal bir bulgusu değildir. Hangi yaşta olursa olsun, idrar kaçırmaları hayat konforunu bozan, kolayca tedavi edilebilir bozukluklardır. İdrar kaçırma nedeninin ortaya konulmasının ardından birçok vakada lokal anestezi altında uygulanabilen, toplam süresi 20 dakikanın altında süren cerrahi teknikler ile %90’lara varan başarı elde edilebilmektedir.
 
Genital organ sarkmaları, özellikle zor doğum yapma öyküsü olan kadınlarda sıkça ortaya çıkmaktadır. Yaşın ilerlemesi ve doku direncinin azalması ile idrar torbası, kalın bağırsak ve rahimde sarkmalar oluşabilir. Bu sarkmaların artması idrar ve dışkılama yaparken şikayetlere neden olabileceği gibi, zamanla organların tamamen dışarıya çıkmasına da yol açabilir. Genital organ sarkmaları jinekolojik muayene ile değerlendirilerek vajinal yoldan uygulanacak cerrahiler ile onarılabilir.
 
Bartolin kisti, genital siğil, epizyotomi (doğum kesisi) gibi organik nedenlerle oluşabilecek cinsel fonksiyon bozuklukları cerrahi olarak kolayca tedavi edilebilmektedir. Ayrıca kliniğimizde rahim ağzı kanser öncüsü lezyonlar nedeniyle yapılması gereken LEEP, konizasyon gibi cerrahiler de uygulanmaktadır
 
KOLPOSKOPİ
Rahim ağzı, jinekolojik muayene sırasında spekulum adı verilen aletler yardımıyla görünebilen bir yapıdır. Kolposkopi rahim ağzının mikroskop ya da dürbüne benzeyen özel bir büyüteç yardımı ile, normal muayene sırasında çıplak gözle izlenebilen rahim ağzının daha yakından, net ve detaylı şekilde gözlenmesi sağlamaya yarayan bir cihazıdır.
 
Kimlerde kolposkopi gerekir?
Rahim ağzı kanseri için uygulanan tarama papsmear testidir. Uygulanan pap-smear tarama testi ile saptanan riskli hastalara kolposkopi uygulanmalıdır. Kolposkopi sırasında hastalıklı alanlar izlenerek alınan biyopsiler alınması sağlanılır. Ancak eğer gözle muayene sırasında görülebilen anormal doku alanları mevcutsa, pap-smear yapılmaksızın kolposkopi yapılması gerekebilir.
 
Kolposkopi nasıl yapılır?
Kolposkopi ağrıya neden olmayan bir işlemdir, lokal veya genel anestezi gerektirmeden rahatlıkla uygulanabilir. Kolposkopi işlemi sırasında kolposkop (mikroskop) vajina içine sokulmaz. Öncelikle hasta normal vajinal muayenede olduğu gibi jinekolojik muayene masaya uzandıktan sonra vajina ve rahim ağzını gözlemeye yarayan spekulum adı verilen alet vajinaya takılır. Spekulum uygulaması ağrısız bir işlemdir. Ardından kolposkop (mikroskop) vajina içine sokulmadan, sadece yaklaştırılarak rahim ağzı ve vajina büyütülerek incelenir. İnceleme sırasında kolposkop (mikroskop) ile elde edilen görüntü hastanın da görebildiği bir monitöre yansıtılarak, yapılan işlemler hakkında hastaya bilgi verilir.
 
Kolposkopik incelemede rahim ağzındaki “skuamo-kolumnar bileşke” ya da “transformasyon alanı” adı verilen alan dikkatle muayene edilmelidir. Rahim ağzı hastalıkları ve kanserleri sıklıkla bu bölgelerden başlamaktadır. Kolposkopi işlemi öncelikle rahim ağzının serum ile yıkanması ile başlar. Yapılan gözlemin ardından pamuklu bir çubuk kullanarak rahim ağzına önce %5'lik asetik asit, ardından lugol solusyonu adı verilen özel boyalı sıvılar sürülür. Bu boyama işlemleri sırasında hasta bir miktar yanma hissedebilir, ancak ağrı hissetmez.
 
Her iki boyama sonrasında hastalıklı dokular, normal dokulardan farklı renklere boyanarak ortaya çıkmaktadır.
 
Kolposkopik incelemede anormal dokuların saptandığı alanlardan biyopsi alınarak mutlaka patolojik incelemeye alınmalıdır. Patolojik inceleme ile anormal dokular hücresel yapıları açısından ayrıntılı incelenerek kesin tanı konulabilmektedir. Eğer anormal doku çok yaygın değilse nokta biyopsiler ile tanı konulabilir. Ancak anormal doku geniş bir alana yayılıyorsa hastaya genel anestezi altında LEEP+ECC adı verilen cerrahi yöntem ile hem kesin tanı konulur, hem de tedavi uygulanmış olunur.
 
Kolposkopi işleminin riskleri var mıdır?
Kolposkopi son derece basit ve güvenli bir işlemdir. Çoğunlukla hastada kayda değer bir rahatsızlık yaratmadan kolposkopi işlemi tamamlanabilmektedir. Uygun şartlarda uygulanan kolposkopi sonrası enfeksiyon gelişmesi beklenmez. Anormal dokular saptandığında yapılacak biyopsi işlemi sırasında hafif kramplar ve işlemi takiben birkaç gün süreyle hafif lekelenmeler-kanamalar oluşabilir. Kramplar basit ağrı kesiciler ile giderilebilirken, kanama kendiliğinden durur. Daha yaygın anormal dokunun izlendiği vakalarda uygulanması önerilen LEEP+ECC işlemi ise genel anestezi ile yapılmalıdır ve sonrasında yara iyileşmesi yönünden hasta mutlaka yakından takip edilmelidir.
 
Gebelik
Doğum
Cerrahi Girişimler
Kürtaj
Kanser Taraması
Sağlıklı Cinsellik
Menopoz
 
 
SPESİFİK KLİNİKLER
 
 
Acil Görüntüleme Kliniği
Girişimsel Radyoloji Kliniği
Kadın Sağlığı Görüntüleme Kliniği
Kanser Görüntüleme Kliniği
Pediadrik Görüntüleme Kliniği
 

 
Bu websitesinde yer alan bilgiler tedavi ve tavsiye amaçlı olmayıp sadece bilgilendirme amaçlı olarak yayınlanmaktadır. Tedaviye ihtiyavıcız olduğu durumda tıbbi destek almak için doktorunuza başvurunuz.
SİZİ ARAYALIM
 

 
Her konuda bilgi almak için, bilgilerinizi bırakın, biz sizi arayalım.