DOĞUM
VAJİNAL DOĞUM MU? SEZERYAN Mİ?
İlk çağlardan bu yana insanlık neslini normal doğurarak devam ettirmektedir. Vajinal doğumun en önemli avantajı doğal ve fizyolojik olmasıdır. Hiç kuşkusuz sezaryen bazı durumlarda anne ve bebek için hayat kurtarıcı bir ameliyattır ve kaçınılmazdır. Son yıllarda isteğe bağlı sezaryenin artması ile bu konudaki tartışma da alevlenmiştir. Kuşkusuz hem normal vajinal doğumun, hem de sezaryenin kendi içinde avantaj ve dezavantajları mevcuttur.
 
Vajinal doğumun bebek açısından ise en önemli avantajı doğum kanalından geçerken yaşanan bası ile bebeğin akciğerlerindeki suyun çıkması ve bebeğin soluk alıp vermeye daha hazırlıklı hale gelmesidir.
 
Ayrıca bebek doğar doğmaz anne ve bebek arasında temas sağlanarak anne-bebek arasındaki duygusal bağ daha kısa sürede ve güçlü başlamaktadır.
 
Anne açısından vajinal doğum en önemli avantajı annenin doğum sonrası birkaç saat içinde normal fiziksel kapasitesine ve sosyal hayatına tamamen geri dönebilmesi, bebeğini emzirmeye başlayabilmektedir. Ayrıca normal doğum sonrası ağrı kesici ihtiyacı azalmakta ve hastanede kalış süresi son derece kısalmaktadır.
 
Vajinal doğum bu avantajlarının yanı sıra bazı riskleri de getirmektedir. Normal doğumun en başlıca riski tamamen sağlıklı seyreden bir doğum eyleminde bile her an bir sıkıntı oluşabilmesidir. Takipler sırasında her şey yolunda giderken bebek aniden strese girebilir, kalp atımları bozulabilir, hatta bebeğin kalp atışları durabilir. Bu nedenle normal vajinal doğum mutlaka yakın takip ile yaptırılmalıdır. Hasta takip edilirken en kısa sürede sezaryene geçilebilecek bir ortam hazır bekletilmelidir.
 
Normal vajinal doğumda en çok korkulan komplikasyonlardan biri de doğum kanalından çıkış sırasında bebeğin omzunun takılmasıdır. Özellikle kilosunun yüksek olduğu beklenen bebeklerde baş doğduktan sonra, annenin kemiklerine bebğin omuzu takılabilmektedir. Bu durumda hekimin tecrübesi ve soğukkanlılığı çok önemlidir. Çoğunlukla bebeğpin omuz takılması bazı manevralar ile aşılabilmekte, sadece bir kısım vakada geçici sakatlıklar oluşabilmektedir.
 
Normal doğumun anne açısından riski ise doğum esnasında oluşabilen yırtıklardır. Çok nadiren de olsa bu yırtıklar gelecekte genital organlarda sarkmaları arttırabilmekte, idrar ve dışkı tutmada sorunlara yol açabilmektedir. Dikkatlice takip edilen vakalarda bu riskler çok daha düşük olmakla birlikte, hemen her zaman yırtıklar önlenememektedir.
 
Anneleri normal doğumdan uzaklaşmaya iten diğer nedenlerden bazıları da psikolojik kökenlidir. Doğum sancılarının şiddeti ve dayanılmazlığı üzerine küçüklüğünden beri anlatılan hikayeler ile birçok kadın doğum hakkında gereksiz bir kaygı taşımaktadır. Ayrıca doğum sürecinin ne zaman ve nerede başlayacağının önceden bilinememesi de anneyi kaygılanmasına neden olmaktadır. Hastaneye yetişememe veya doktoruna ulaşamama korkusu da anne adaylarını sezaryen olmaya yönlendirmektedir.
 
Sezaryen mi?
Sezaryen bebeğin karın üzerine yapılan bir kesiden doğurtulmasıdır. Son yıllarda sezaryen doğumlarda önemli bir artış göze çarpmaktadır. Bu artış tıbbi nedenlere dayanarak yapılan sezaryen nedeniyle değil de anne adaylarının normal doğum yapmayı reddetmeleri ve isteğe bağlı sezaryen olmalarından kaynaklanmaktadır.
 
Sezaryenin en önemli avantajı bebek açısından doğum sırasında gelişebilecek risklerin en aza indirmesidir. Sezaryen normal vajinal doğumda sözü geçen risklerin tamamına yakınını ortadan kaldırmaktadır. Ancak sezaryen ile doğan bebeklerde doğum sonrası solunum sıkıntısı gelişme olasılığı daha yüksektir.
 
Günümüzde anestezideki gelişmeler sonucunda anesteziye bağlı riskler son derece azalmıştır.
 
Genel anestezi sonrası annenin kendine gelmesi ve bebeğini emzirmeye başlaması birkaç saati geçebilmektedir. Bunun yanı sıra doğum hormonlarının salgılanmaması nedeni ile annenin süt vermesi de gecikmektedir.
 
Sezaryen sonrası anne adayı birkaç gece hastanede takip edilmektedir. Annenin fiziksel aktivasyonunu geri kazanması, sosyal hayatına geri dönmesi daha geç olmaktadır. Ayrıca normal vajinal doğumun aksine doğum sonrası ağrılar sezaryen sonrası daha fazla yaşanmaktadır.
 
Sezaryenin bir ameliyat olduğu unutmamalıdır. Birçok jinekolojik operasyonun aksine bebek hızla çıkarılması açısından daha kısa sürede uygulanması gereken sezaryen, diğer operasyonlara göre daha kanamalı bir prosedürdür. Her ameliyatta olduğu gibi sezaryen de kanama, enfeksiyon, komşu organ yaralanması gibi riskleri beraberinde getirmektedir.
 
Nasıl tercih yapılmalıdır?
Doğum yolunun seçilmesinde hem anne-baba adayının beklentileri, hem de hekimin bulguları rol oynamalıdır. Bazı durumların varlığında sezaryen kaçınılmazdır, ancak bu durumların dışında hekim anne adayını yönlendirici olmadan, objektif ve kendi isteklerini ön planda tutmadan bilgilendirmelidir. Her iki yöntemin avantajları ve riskleri tek tek tartışılmalı, doğum şeklinin kararlaştırılması sağlıklı koşullarda yapılmalıdır…
 
DOĞAL DOĞUM
Doğum eylemi vajinal (normal) doğum ve sezaryen olarak ikiye ayrılmaktadır. Bilindiği gibi sezaryen vajinal yolla değil de, ameliyathane koşullarında karına yapılan kesi ile bebeğin dünyaya gelmesidir. Normal vajinal doğum kavramı da kendi içinde farklılıklar gösterebilmektedir. Sonyıllarda anne adaylarının giderek bilinçlenmesi, çiftlerin konuyla ilgili eğitimlerini arttırması ile doğum eylemine annenin katkısı daha fazla olmaya başlamıştır. Dolayısı ile fizyolojik bir süreç olan doğum eylemi, hekim gözetiminde ama annenin yönetiminde yaşanma eğilimi artmaktadır.
 
Doğal doğum, tanım olarak hekim tarafından sadece takibi yapılan, dışarıdan gerçek tıbbi nedenler olmadan müdahale edilmeyen, annenin doğum öncesi aldığı eğitimlerle konu hakkında bilgisinin arttırıldığı, dolayısı ile de daha aktif rol üstlendiği doğum eylemi olarak kabul edilebilir. Doğal doğum benzer anlamları içeren aktif doğum gibi birçok isimlendirmeyi de taşımaktadır.
 
Doğal doğum süreci öncesi anne-baba adayının eğitimlerinin arttırılması çok önemlidir. Annenin doğumun fizyolojik bir olay olduğunu kabul etmesi, bu sürecin kasılmalarıyla, ağrılarıyla tamamen doğal ve aşılabilir bir durum olduğu bilmesi, bunu kaygı yaşamadan kabullenmesi doğal doğumun başarısını arttırmaktadır. Bu felsefede normal vajinal doğumunun kendi kendine başlanması beklenmelidir, doğumun başlaması için herhangi bir ilaç veya uyarıcı verilmemelidir. Bunun yanı sıra doğum eylemi süresince annenin hareketleri kısıtlanmadan, tamamen serbest hareket edebilmesi sağlanmalı, yiyecek-içecek açısından özgür bırakılmalı ve tıbbi gereklilik olmadıkça epiyotomi (doğum kesisi) yapılmamalıdır. Anne-baba ile doktorları arasında gebelik takibi boyunca kurulacak köprü ile güven duygusu sağlanmalı, çiftin vajinal doğum hakkında doğru bilgilere ulaşması sağlanmalıdır. Sezaryenin sadece tıbbi gereklilikler noktasında uygulanması gereken ve birtakım riskleri de barındıran bir ameliyat olduğu öğretilmelidir. Gerektiğinde de ailenin doktoruna güven duyması ile tıbbi gereklilik durumlarında annenin kaygı yaşamadan, mutsuzluk ve yetersiz duygusu hissetmeden sezaryen ile gebeliğini sonlandırması sağlanmalıdır.
 
Her kadın normal doğurmayı hak eder. Yanlış bilgilendirmeler ve gereksiz kaygılar ile kadının bu eşsiz duygudan alıkonulmasının sağlanması hekimlik sanatına yakışmamaktadır.
 
Hekim hastasını kendi isteklerine göre yönlendiren değil, tıbbi gerekliliklere ve hastanın beklentilerine göre yönlendiren bir kişi olmalıdır
 
AĞRISIZ DOĞUM
Vajinal doğum, rahimden bebeğin anne doğum kanalından, rahim kasılmaları eşliğinde ilerleyerek çıkmasıdır. Kadınların hayatlarının en özel dönemlerinin başında gelen doğum, unutulmaz bir tecrübe ve mutluluktur.
 
Vajinal doğum başlıca üç aşamada gerçekleşmektedir. İlk aşamada rahim ağzı kasılmalar nedeniyle açılmaya başlar. Tüm aşamalar arasında en uzun süren dönem açılma (dilatasyon) dönemidir. Rahim ağzı tam olarak açılınca (yaklaşık on santimetre) bebeğin çıkış aşaması başlamaktadır.
 
Bu aşamada rahim kasılmaları ile bebek doğum kanalından aşağıya inerek önce rahim ağzını, ardından da vajinayı geçerek doğmaktadır. Vajinal doğumun son aşamasını bebeğin eşi olarak da adlandırılan plasentanın çıkarılması oluşturur.
 
Vajinal doğumun süresi; gebeliğin ilk olup olmaması, bebeğin kilosu, annenin kemik yapısı, bebeğin rahimde duruş pozisyonu, annenin psikolojik ve fiziksel hazırlığı gibi birçok faktöre bağlı olarak değişmekle birlikte; genellikle ilk doğumda ortalama 6-9 saat; daha sonraki doğumlarda ise 3-5 saattir.
 
Ağrısız Doğum
Vajinal doğum sırasında, rahimin kasılması ve bebeğin doğum kanalında aşağıya doğru ilerlemesi ile karında basınç, kasıklarda baskı hissedilmektedir. Kadın genital organlarının bu basınç ve kasılmalara maruziyeti sonucu doğum sancısı oluşmaktadır. Ağrısız doğumda, anne adayı rahiminde oluşan kasılmaları ve baskı hissini hissetmesine rağmen sancı duymamaktadır.
 
Ağrısız vajinal doğum için en sık uygulanan, en etkin ve güvenli yöntem epidural analjezidir. Bel bölgesinden omurların arasındaki özel bir aralığa (epidural boşluk) enjekte edilen ilaç ile anne adayı doğum kasılmalarını, dokunmaları hissetmesine rağmen sancı ve ağrı hissetmemektedir. Halk arasında bu uygulama sıklıkla “epidural anestezi” olarak da adlandırılır. Aslında “anestezi” kelimesi his kaybı sağlanmasıdır. Oysaki bu yöntemde anne adayı dokunma ve kasılma hissini kaybetmeden, sadece ağrı hissini kaybeder. Dolayısı ile doğru terminoloji “epidural anestezi” yerine “epidural analjezi” olmalıdır.
 
Epidural analjezi doğumun ilerlemesini sağlayan rahim kasılmalarının düzenli bir hal almasından sonra uygulanmalıdır. Sıklıkla rahim ağzı açıklığı dört santimetreye ulaşıp,kalınlığının %60–70 inceldiği durumda epidural analjezi (anestezi) uygulanmaktadır. Daha erken uygulanması yalancı doğum sancılarında epidural analjezi uygulanarak başarısız doğum eylemine (doğum ağrılarının durması) neden olabilir. Daha geç epidural analjezi uygulanması anne adayının gereksiz yere doğum sancısı çekmesine neden olmaktadır.
 
Epidural analjezi uygulanmasında anne adayının bilinci bozulmamakta, bağırsak hareketleri olumsuz etkilenmemektedir. Anne adayı rahatlıkla hareket edebilmekte, yürüyebilmektedir. Doğum kasılmalarını sancı olarak değil, basınç artışı ve kasılma olarak hisseden hasta, bu sayede psikolojik olarak kendini daha rahat hisseder, böylece normal vajinal doğum için daha fazla uyum gösterebilir. Hissedilen kasılmalar ve doğuma eşlik eden jinekoloji uzmanının yönlendirmeleri, çıkım esnasında anne adayının ıkınması ile doğum hızlandırılabilir.
 
Epidural doğum tecrübeli anestezi uzmanların eşliğinde uygulandığında son derece güvenli bir yöntemdir. Omurların arasından uygulanan enjeksiyon şeklinde yapılan epidural analjezi ile omuriliğe zarar verilmesi mümkün değildir. Yapılırken steril şartlara uyulması durumunda enfeksiyon riski çok çok düşüktür. Nadiren de olsa işlem sonrası baş ağrısı gelişebilir. Baş ağrısı oluştuğunda tedavi ile olumlu sonuç alınabilir ki tedavi olmasa bile baş ağrısı bir hafta içinde kendiliğinden geçmektedir.
 
Ağrısız normal doğum yapan anne adayları, doğum sonrası bitkinlik hissetmedikleri için bebekleri ile daha fazla ilgilenebilmekte, bebeklerinin bakımlarında, emzirilmesinde ilk saatlerinden itibaren aktif rol üstlenerek hayatlarının bu en özel dönemlerini doyasıya yaşayabilmektedirler
 
SUDA DOĞUM
Geçmişten günümüze, yüzyıllar boyunca insanlar doğumun daha rahat, daha kolay, daha kısa sürede ve daha az ağrılı gerçekleşmesi uğraşmışlardır. Bilimsel verilerin yeterliliği tartışmalı olmasıyla birlikte su içinde doğum yapılması da bu uğraşların bir sonucudur.
 
Suda doğumu yapmanın yararı, vücut ısısındaki ılık suyun karın ve kasık bölgesindeki kasları gevşeteceği ve zihinsel rahatlık sağlayacağı hipotezi üzerine kurulmuştur.
 
Doğum sürecinin başından sonuna kadar ılık suyun içinde geçirilmesi ağırlığın azalması, vücudun gevşemesi, rahim ağzının açıklığının daha kolay ilerlemesi, suyun içindeki ıkınma hareketlerinin daha kolay olmasını sağlayarak, doğum sürecinin kısalmasını sağlayabilir.
 
Ayrıca vücut ısısındaki suyun içinde plasenta kanlanmasının artarak bebeğin beslenmesinin de arttığı düşünülmektedir.
 
Suda doğum nasıl yapılmaktadır?
Doğumun erken aşamalarında, kasılmaların başlayıp rahim ağzının açılmaya başlaması ile anne adayı su havuzuna alınmaktadır. Havuz içindeki suyun ısısı genellikle vücut ısısına yakın bir şekilde 33–34 derece civarında tutulmaktadır. Anne havuz içinde vücudu tamamen suda kalacak şekilde istediği pozisyonda durabilir.
 
Suda doğum uygulamasının en sıkıntılı yönü bebeğin kalp atışlarının takibinin yapılmasındaki zorluktur. Bunun için özel monitörler gerekmektedir. Jinekoloji uzmanı ya da ebe tarafından takip edilen rahim ağzı açıklığı belli seviyeye geldiğinde havuza sıklıkla doktorda girmekte ve doğumu su içinde gerçekleştirmektedir. Suda yapılan doğumlarda yumuşak dokularda olan gevşeme nedeni ile anne adayına uygulanan, doğumu kolaylaştırıcı kesi (epizyotomi) ihtiyacı azalmaktadır. Bebek su içinde doğduktan sonra anne kucağına verilir ve göbek kordonu bağlanır. Bebeğin takiplerinin yapılması açısından çocuk hekimlerine teslim edilmesinin ardından anne jinekolojik masaya alınarak bebeğin eşi (plasenta) alınır, kontrol amaçlı muayenesi yapılır.
 
Suda doğum hakkında riskler nelerdir?
* Suda doğum için en ciddi risk enfeksiyondur. Anneden doğum kaynaklanan kanama nedeniyle suyun temizliği ve berraklığının korunması çok zordur. Ayrıca suya karışan annenin dışkısı ile enfeksiyon riski daha da artmaktadır. Enfeksiyon hem yeni doğan bebeği, hem de annede oluşan yaraları risk altına sokmaktadır.
 
* Suda doğum sırasında bebeğin doğması ile birlikte aniden su yüzeyine çıkması göbek kordonunun kopmasına neden olabilir. Ancak tecrübeli hekimlerce uygulanan suda doğumlarda bu söz konusu olmayacaktır.
 
* Suda doğum sırasında bebeğin kalp atışlarının yakın takibinde özel monitörlere ihtiyaç duyulur. Dolayısı ile bu alt yapının olmadığı merkezlerde, sıradan havuzlarda yapılan takiplerde bebek iyilik hali yakından takip edilemez ve bebek hakkında fikir sahibi olunamaz.
 
* Suda doğum sırasında bebek doğduğunda, suyun akciğerlere kaçması söz konusu değildir. Bebeğin refleksleri sayesinde bebek sudan çıkmadan nefes almaya başlamayacaktır.
 
EPİDURAL ANESTEZİ
Epidural anestezi, bel hizasındaki omurları arasından uygulanan enjeksiyon ile, bu hizanın altında kalan kısım için bölgesel anestezi sağlayan bir tekniktir. “Dura” adı verilen omuriliği çevreleyen zarın dışına uygulanan ilaçlar ile ağrı uyarılarının beyine ulaşması engellenmektedir. Normal vajinal doğumda amaç sadece doğum ağrılarını gidermek olduğundan düşük dozda lokal anestezi ilaçları ile birlikte güçlü ağrı kesiciler verilir. Bu nedenle anne adayı ağrı duymadığı halde dokunmaları hissedebilir ve bacaklarını oynatabilir. Sezaryen sırasında yapılan epidural anestezi işleminde ise ağrı hissinin yanı sıra, bacak hareketlerinin de kaybolacağı şekilde doz ayarlanarak epidural anestezi uygulanır.
 
Epidural anestezi nasıl uygulanır?
Epidural anestezi işlemi sadece anestezi uzmanlarınca uygulanmalıdır. İşlem öncesi hasta ile yapılan görüşmede hastanın konu ile ilgili soruları cevaplanarak kaygıları giderilmelidir. Ardından anne adayı işlemin yapılacağı odaya alınarak uygun pozisyon sağlanır. Sıklıkla epidural anestezi hastanın sol tarafına yan yattığı veya oturur pozisyonda uygulanır. Hasta otururken çenesi göğsüne değecek şekilde başını eğer, omuzlarını olabildiğince öne doğru çekerek sırtını kamburlaştırır. Omurlar arasından enjeksiyon yapılırken hastaya iyi bir pozisyon sağlanması, kıpırdamadan durması çok önemlidir. Bu nedenle anestezi uzmanı anne adayı ile anne ile devamlı sözel iletişimde bulunmalı, işlemin basamaklarını adım adım anlatarak hastayı rahatlatmalıdır.
 
1. aşama: Anne adayının belinde epidural anestezi için enjeksiyon yapılacak bölge, antiseptik bir solusyon ile silinir ve steril örtüler ile örtülür. Bu işlemler sterilite açısından çok önemlidir ve işlem sonrası enfeksiyonu oluşumunu engelleyeme yöneliktir.
2. aşama: Epidural anestezi uygulanacak bölgenin cilt ve cilt altı, şeker (diyabet) hastalarının insulin yaparken kullandıkları çok ufak çaptaki iğne kullanılarak uyuşturulur. Bu sırada hasta ağrı hissetmez.
3. aşama: Epidural anestezi için, uygun bel omurlarının arasına ucu künt bir iğne (tohy iğnesi) yardımıyla kateter yerleştirilir. Kateter yumuşak bir maddeden yapılmış özel bir sondacıktır. Ardından anestezik ve ağrı kesici etkili ilaçlar verilir. Özellikle bu aşamada anne adayının birkaç dakika kıpırdamadan hareketsiz durması çok önemlidir. İlaç uygulandıktan sonra kateter sabitlenir. Doğum sırasında ihtiyaç duyuldukça ara ara ilaç verilebilir ya da önceden programlanmış otomatik pompalarla sürekli belirli doz ilaç uygulanabilir. Özellikle sezaryen sonrası hasta ağrı hissettikçe katetere bağlı bir pompayı çalıştıran düğmeye basarak kendiye ek doz yapabilir (buna uygulamaya Hasta Kontrollü Analjezi-Patient Controlled Analgesia PCA adı verilir). Epidural kateter doğum sonrası annenin ağrısı kalmayınca hiç can yanmadan kolayca çıkarılabilir.
 
Epidural anestezinin yan etkileri nelerdir?
Epidural anestezi deneyimli anestezi uzmanları tarafından yapıldığında son derece güvenli bir yöntemdir. İşlem ile ilgili en sık görülen yan etki hızlı tansiyon düşmesidir. İşlem öncesi hastalara damar yolunda yaklaşık 1000 cc serum uygulanarak bu yan etkinin engellenmesi söz konudur. Epidural anestezinin diğer bir yan etkisi ise omurilik sıvısının kaçağına bağlı olarak gelişen baş ağrısıdır. Nadir olarak görülen baş ağrısında uygulanan tedavi ile şikayet 1-3 gün içinde geçecektir. Çok daha ender olarak ilaca bağlı alerji ve idrar yaparken zorlanma oluşabilir.
 
Epidural anestezi kimlere uygulanmaz?
* Kanama-pıhtılaşma bozukluğu olan ya da başka nedenlerle kan sulandırıcı (anti-koagülan tedavi olan hastalara)
* Epidural enjeksiyonun uygulanacağı bel bölgesinde enfeksiyon varlığında
* Aşırı tansiyon düşüklüğü durumlarında
* Kafa içi basınç artışı olan hastalıkların (beyin tümörü, kanaması gibi) varlığında
* Epidural enjeksiyon uygulamasına engel olacak şekilde omurilik eğriliği durumunda
* Anne adayının akli dengesinin bozuk olması veya uygulamayı reddediyor olması durumunda epidural anestezi
 
Gebelik
Doğum
Cerrahi Girişimler
Kürtaj
Kanser Taraması
Sağlıklı Cinsellik
Menopoz
 
 
SPESİFİK KLİNİKLER
 
 
Acil Görüntüleme Kliniği
Girişimsel Radyoloji Kliniği
Kadın Sağlığı Görüntüleme Kliniği
Kanser Görüntüleme Kliniği
Pediadrik Görüntüleme Kliniği
 

 
Bu websitesinde yer alan bilgiler tedavi ve tavsiye amaçlı olmayıp sadece bilgilendirme amaçlı olarak yayınlanmaktadır. Tedaviye ihtiyavıcız olduğu durumda tıbbi destek almak için doktorunuza başvurunuz.
SİZİ ARAYALIM
 

 
Her konuda bilgi almak için, bilgilerinizi bırakın, biz sizi arayalım.